Türkiye’nin elma ihtiyacının önemli bölümünü sırtlayan Karaman , geçen yılın ardından bu sezon 700 bin tonluk rekolteye ulaşmayı hedefliyor. Ağustos ayında başlayan hasat maratonu için kente gelen 30 binden fazla mevsimlik tarım işçisi, gün doğmadan bahçelerde mesaiye başlıyor.

GÜNLÜK 15 BİN TON HASAT EDİLİYOR
Kent genelinde 245 bin dekar alanda kurulu bahçelerde yaklaşık 16 milyon elma ağacı bulunuyor. Türkiye’deki toplam elma üretiminin yüzde 15’lik kısmını karşılayan kentte, toplanan kaliteli mahsuller iç pazarın yanı sıra yurt dışına gönderiliyor. Geçtiğimiz yıl don nedeniyle 100 bin tonda kalan rekolte, bu sezon üreticinin yüzünü güldürüyor.
Hasat döneminin kent ve bölge ekonomisi için can suyu olduğunu vurgulayan Karaman Elma Üreticileri Birliği Başkanı Celil Serim, bahçelerdeki istihdam hareketliliğine dikkat çekti. Üreticilerin sahadaki emeğini anlatan Serim, “Günlük ortalama 15 bin ton hasat gerçekleştiriliyor. Günlük işçi sayısının 30 binin üzerinde olduğunu düşünüyoruz. Bu, ilin ve çevre illerin ekonomisine yansımakta. Şu anda bahçelerimizde 1500 liraya çalışıyorlar” dedi.

PARMAK İZİ BİLE İHRACATI KAPATIYOR
Ürünün dalından koparılma hızının kalite standardını doğrudan belirlediğini ifade eden Celil Serim , tarlalarda özel bir sınırlama uyguladıklarını söyledi. Hasat disiplininin altını çizen Serim, “Özensiz yapılan hasat, ihracat sürecinde sıkıntı yaratıyor. Kalitenin bozulmaması için işçilerin kişi başı günlük topladığı elma miktarını 500 kilogramın altında tutmaya çalışıyoruz” uyarısında bulundu.
Kusursuz toplanmayan ürünlerin pazarda değer kaybettiğini dile getiren birlik başkanı, küçük bir dikkatsizliğin tüm zinciri sarstığını vurguladı. Meyvenin narin yapısına işaret eden Serim, “Elma, yumurtadan bile hassas bir meyve olduğu için birbirine değmesi, yüksekten atılması veya elmada parmak izi dahi olması ihracat kapısını kapatıyor . İç piyasada veya ıskartada değerlendiriliyor. Bu da hem tüccarımıza hem üreticimize hem de çalışan işçilerimize yansıyor. Kaliteli ürün ve yüksek rekolte, çalışan işçilerimizin hassasiyetine bağlı” değerlendirmesinde bulundu.

KASALARA SÜNGERLE DÖKÜYORLAR
Bahçeye ulaşmak için gün doğmadan evden çıktıklarını belirten 6 yıllık tarım işçisi Fatma Yerebasmaz , üç saatlik yolculuğun ardından mesaiye başladıklarını anlattı. Hasat anında gösterdikleri titizliği paylaşan Yerebasmaz, “Elmaları saplı koparmaya, toplarken berelememeye çalışıyoruz. Amacımız elmanın zedelenmemesi, darbe lekesi oluşmaması. Bunun için sünger tutuyoruz ve elmaları dikkatlice kasalara döküyoruz ” dedi.

AĞAÇ DALLARINDA ‘SERÇE’ MESAİSİ
Ağaçların gelecek sezon meyve verme gücünü korumak zorunda olduklarını anlatan mevsimlik işçi Feyza Tatlı, toplama yöntemine dikkat çekti. Dikkatsiz koparmanın ağaca zarar verdiğini bildiren Tatlı, “Elmanın saplı kopması gerekiyor. Diğer türlü uzun zaman dayanmıyor, çürüyor. Aynı zamanda gözlerin gelmemesi gerekiyor. Çünkü gözler zarar gördüğünde gelecek yıl elmanın verimi azalıyor” ifadelerini kullandı.
Ağaç tepelerindeki mahsulleri topladığı için tarlalarda lakap aldığını söyleyen Tatlı, “Ben tepeciyim. Bana ‘serçe’ derler burada. Ağaç tepelerinde gezmeyi seviyorum. Yerde çalışmak zor, sürekli eğilip kalktığın için belin zorlanıyor. Herkesin bölümü ayrı. Ablalarımız dipleri toplar. Kovaları taşıyan genç elemanlarımız oluyor. Biraz daha hızlı ve çevik olmaları gerekiyor” diye konuştu. Sabahın erken saatlerindeki zorlu mesaiye rağmen aile bütçesine katkı sunduklarını aktaran Pembe Şah ise mesai arkadaşlarıyla dayanışma içinde üretime devam ettiklerini bildirdi.
(AA)